AB Bir Hayal, Çünkü...

 

Prof. Dr. Erol Manisalı şöyle söylüyor:
Bir ülkenin dünyanın herhangi bir yerinde bir gümrük birliğine bağlı olması için, ‘eşit statüde bir üye’ olması gerekir. Türkiye’nin AB ile ilişkisi ise, bir sömürge ile onu yöneten ilke arasındaki ilişkidir. Eskiden Avrupa ülkelerinin Afrika ve Asya’da uyguladıkları örneklerde olduğu gibi.”
 Avrupa Birliği Türkiye’yi hiçbir zaman tam üyeliğe almayacaktır. Çünkü:
1.      Gümrük Birliği, AB’ye üye olmak için verilen ulusal bir ödündür. Ekonomik gücüne ve yönetim sistemine güvenen Avrupa ülkeleri, ortaklıktan elde edecekleri yararları düşünerek gümrüklükten elde edecekleri yararları düşünerek gümrüklerini diğer ülkelere açmışlardır. Türkiye ortaklık haklarını elde etmeden pazarını Avrupa’ya açmıştır. “nimet”i olmayan bir “külfet”e katlanmış, kendisini de Avrupa için “külfetsiz nimet” haline getirmiştir. Bu nedenle tam üyeliğe alınmasının gereği ortadan kalkmıştır.
2.      Avrupa büyük boyutlu ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıyadır. Daralan dünya pazarları, şiddetlenen uluslar arası rekabet, işsizlik, üretimsizlik ve sosyal güvenlik sorunları giderek büyüyen dalgalar halinde Avrupa’yı sarmaktadır. AB kendisini ABD ve Japonya’ya karşı korumaya çalışmaktadır. Amacı siyasi birliktir. “Avrupa Birleşik Devletleri” olarak ifade edilen oluşumda Türkiye’nin yeri yoktur. Olması da mümkün değildir.
3.      Türkiye, AB’ye göre sorunları çok fazla olan farklı yapıda az gelişmiş bir ülkedir. Böyle bir ülke Avrupa için “ortak” değil ancak “pazar” olabilir. %10’u aşan kronik işsiz oranıyla Avrupa’nın, kalabalık nüfusu ve %26 işsizi olan Türkiye’yi tam üyeliğe alarak ona serbest dolaşım hakkı tanıması demek, çözmede yetersiz kaldığı Avrupa işsizliğinin katlanarak artması demektir. Böyle bir gelişme ise AB’nin gözünde “Viyana kapılarında durdurulan” Türklerin Avrupa’yı bu kez “kılıçsız istila” etmesidir.
4.      Türkiye tam üyeliğe kabul edilmesi halinde, temsil haklarının nüfusa göre belirlendiği Avrupa Birliği içinde, birliğin en etkin birkaç ülkesinden biri olacaktır. Avrupa Parlamento’sunda 91 milletvekili (Almanya 99, İngiltere ve Fransa 87), Bakanlar konseyinde 10 oy (Almanya, İngiltere ve Fransa 10) ve AB komisyonunda 2 komiser (Almanya, İngiltere ve Fransa 2) ile temsil edilecektir. Yüzyıllardır (1923 – 1938 arası hariç) Avrupa’nın yarı sömürgesi durumunda olan Türkiye, Avrupa’yı yöneten bir ülke haline gelecektir. Kendi ülkelerini “yönetemeyenler” Avrupa’yı “yöneteceklerdir”. Böyle bir durum Avrupalılar için değil kabul etmek gerçek bir “kabus” tur.
5.      Türkiye tam üye olması halinde, AB’nin yürürlükteki sistemi gereğince, birliğin “az gelişmiş yörelere yardım fonundan” her yıl yaklaşık 17,5 milyar dolar yardım alması gerekecektir. Böyle bir durum, Pazar ve para için 20.yüzyıl içinde milyonlarca insanın öldüğü iki dünya savaşı çıkaran Avrupalıların “akıllarından bile geçiremeyecekleri” bir gelişmedir.
6.      Avrupalılar, Türklere yüzyıllardır ırkçı ve dinci gözlüklerle bakmışlardır. Avrupalılar için Türklerin yaşam tarzları, kültürel gelenekleri ve dini inançları, aynı siyasi oluşum içinde birlikte olunamayacak kadar kendilerinde uzaktır. Bu durum Türkler için de geçerlidir. Avrupa her geçen gün daha fazla kendi içine kapanmakta ve kendini özellikle ABD ve Japonya’ya karşı mücadeleye hazırlamaktadır. Yarattığı ekonomik-siyasi oluşum içerisinde Türkiye’nin gerçekten “yeri yoktur”.
Metin Aydoğan / AB’nin Neresindeyiz kitabından alıntı
Türkçe Karşılığı Nedir?
 

TÜRKÇESİNİ BUL

Dilimize giren yabancı sözcüklere Türkçe karşılık bul,
Türkçesi varken yabancısını kullanma...
Aradığınız sözcük:

Reklam
 
Türkçesi Varken
 
 
Bu Güne Kadar 26747 ziyaretçi Uyandı
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
TurkeyRank.Com - Pagerank Servisi